Don Kişot’un Yel Değirmenleri ve Dostluk Yolculuğu

Güneşli Topraklar ve Eski Kitapların Sesi
Uzaklarda, güneşin her sabah neşeyle doğduğu İspanya adında bir yer varmış. Burada nazik ve yaşlı bir beyefendi yaşarmış. Herkes ona Don Kişot diye seslenirmiş. Don Kişot, eski kitapları okumayı çok ama çok severmiş. Odasındaki raflar boy boy kitaplarla doluymuş. Her gün sayfaları ‘hışır hışır’ diye çevirirmiş. Kitaplardaki cesur kahramanların hikâyelerini okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamazmış.
Don Kişot okuduğu bu güzel hikâyelerden çok etkilenmiş. Kendi kendine, ben de zayıfları koruyan bir kahraman olmalıyım, demiş. Evin tozlu köşesinden eski bir zırh çıkarmış. Paslanmış kılıcını parlatmak için epey uğraşmış. Ahırda bekleyen zayıf ve yaşlı atının yanına gitmiş. Atın başını şefkatle okşamış. Ona Roci ismini vermiş. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdamış o an.
Don Kişot, bu macerada yalnız kalmak istememiş. Komşusu Sanço Panza’nın kapısını nazikçe çalmış. Sanço, tombul yanaklı ve çok iyi kalpli bir köylüymüş. Don Kişot ona hayallerinden uzun uzun bahsetmiş. Birlikte yola çıkarlarsa çok güzel yerler göreceklerini anlatmış. Sanço bu teklifi duyunca önce biraz şaşırmış. Ancak arkadaşının heyecanını görünce ona eşlik etmeye karar vermiş. Küçük eşeğine binmiş ve yola koyulmuşlar.
Yoldaki Gizemli Devler
İki dost, geniş ve yeşil ovalarda ilerlemeye başlamışlar. Güneş tepede pırıl pırıl parlıyor, onlara yol gösteriyormuş. Don Kişot, atı Roci’nin üzerinde gururla etrafa bakıyormuş. Sanço ise heybesindeki taze ekmeklerin kokusunu içine çekiyormuş. Birden karşıdaki tepede büyük karaltılar belirmiş. Rüzgâr estikçe bu karaltılar kollarını ‘fııır fııır’ diye sallıyormuş. Don Kişot durmuş ve gözlerini kısmış.
Don Kişot gördüğü bu yapıları dev sanmış. Kalbi heyecanla küt küt atmaya başlamış. Hemen mızrağını eline almış ve ileriye doğru bakmış. Bak Sanço, orada duran koca devleri görüyor musun, diye sormuş. Sanço şaşkınlıkla tepedeki yel değirmenlerine bakmış. Onlar dev değil ki efendim, sadece rüzgârla dönen değirmenler, demiş. Ama Don Kişot o an sadece hayallerine odaklanmış.
Don Kişot, bu devlerin orada yaşayanlara zarar vereceğini düşünmüş. Onları durdurmak için atını ileriye doğru sürmüş. Hadi Roci, şimdi cesaret gösterme vakti, diye bağırmış. Yaşlı at ‘tık tık tık’ diye yavaşça koşmaya başlamış. Sanço arkadan, durun gitmeyin, diye seslenmiş. Ama rüzgârın sesi Sanço’nun uyarısını alıp uzaklara götürmüş. Don Kişot kararlı bir şekilde yel değirmenine yaklaşmış.
Rüzgârın Getirdiği Büyük Keşif
Don Kişot, mızrağını değirmenin büyük ve beyaz kanadına uzatmış. Tam o sırada güçlü bir rüzgâr esmiş. Değirmenin kanadı hızla dönünce mızrak oraya takılmış. Don Kişot bir anda ayaklarının yerden kesildiğini hissetmiş. Kanat onu gökyüzüne doğru yavaşça kaldırmış. Sonra rüzgârın yönü değişince Don Kişot ‘pata küte’ yere düşmüş. Otların üzerine yumuşak bir iniş yapmış ama biraz sersemlemiş.
Sanço hemen eşeğinden inip dostunun yanına koşmuş. İyi misiniz efendim, bir yeriniz acıdı mı, diye sormuş. Don Kişot yerdeki tozları üzerinden silkeleyerek ayağa kalkmış. Gördün mü Sanço, bu devler sandığımdan daha güçlüymüş, demiş. Sanço gülümseyerek dostunun elini tutmuş. Efendim, bazen gözlerimizin gördüğü ile kalbimizin inandığı farklı olabilir, demiş. Don Kişot o an durup sessizliği dinlemiş.
Hafif bir esinti kulaklarına doğanın şarkısını fısıldamış. Don Kişot içsel bir huzurla çevresindeki ağaçlara ve kuşlara bakmış. Belki de Sanço haklıdır, bazen sadece hayalleri değil, gerçeği de dinlemeliyim, diye kendi kendine düşünmüş. Doğanın sessizliğindeki mesajı anlamaya çalışmış. Ormandaki her yaprak sanki ona gerçeği fısıldıyormuş. Arkadaşının ne kadar haklı ve dikkatli olduğunu ilk kez fark etmiş.
Yıldızların Altında Tatlı Bir Huzur
Güneş yavaşça batarken gökyüzü turuncu ve mor renge boyanmış. İki arkadaş büyük bir çınar ağacının altına oturmuşlar. Sanço heybesinden taze peynir ve çıtır ekmekler çıkarmış. Birlikte ‘nam nam’ diyerek karınlarını güzelce doyurmuşlar. Don Kişot artık kendini çok daha sakin hissediyormuş. Gökyüzünde ilk yıldızlar tek tek belirmeye başlamış. Gece, tüm dünyaya yumuşak bir battaniye sermiş.
Don Kişot, sadık dostu Sanço’ya dönerek gülümsemiş. Bugün çok önemli bir şey öğrendim Sanço, demiş. Cesur olmak sadece devlerle savaşmak değilmiş. Gerçeği kabul etmek ve bir dostu dinlemek de cesaretmiş. Sanço bu sözleri duyunca çok mutlu olmuş. İkisi de sırtlarını ağaca yaslayıp dinlenmeye çekilmişler. Artık yel değirmenleri onlara korkutucu devler gibi değil, dost canlısı komşular gibi görünüyormuş.
Gece boyunca cırcır böcekleri onlara en güzel ninnileri söylemiş. Don Kişot ve Sanço, ertesi gün köylerine dönmek üzere sözleşmişler. Hayallerin güzel olduğunu ama gerçek dostluğun her şeyden değerli olduğunu anlamışlar. Gökten üç mızrak düşmüş; biri hayal kuranlara, biri dostluğu bilenlere, biri de huzurla uyuyan çocuklara ulaşmış. Yıldızlar sönüp güneş doğana dek, dünya iyilikle sarmalanmış ve tüm masallar gerçeğe uyanmış.



